Akşam olsun diye bekledim insan utancımla yazabilmek için; akşam olsun da utancından birbirine bakamayan, yıllardır resmi iğrençliklerden zifir karası kurum bağlamış suratların karanlığına doğal bir neden olsun....
365 gün geçti düşünen, sorgulayan, pırıl pırıl bir beyini güneşe gömdüğümüzden beri; herşey halloldu sandınız değil mi? Susturduğunuzu düşündünüz bilimin,düşüncenin, vicdanın bas bas bağıran sesini ama yine yanıldınız işte ! Hangi ölüm gördünüz ki siz döndürsün haklıyı yolundan ve hangi ölüm ki gömülsün düşünceler ardından...
Çok eski bir dava bu, Sokrates’in baldıran acısını tatmasından da önce devletlerin, milliyetlerin yerlerinde yeller eserken veriliyordu bu kavga. Hrant’a da o zamanlardan mirastır. İnsanlık merdiveninde Hrant’lar kaldı tarihten, Hrant’ta bir basamak oldu o merdivene. Sizlere ne mi oldu? Herbiriniz ya lanetle anıldınız halkın dilinde ya da tarihin çöplüklerindesiniz...
Gözü bağlı kadının elindeki terazi hep yanlış tartar bilirim, gözünü bağlayan da sizdiniz zaten. Gördüklerinden tiksinip de sembolünüz olmak istememesinden korktunuz da ondan bağlı o gözler bir de istediğinizde tecavüz edebilmek için. Hrant’ın doğrularını da o teraziye yüklemeye çalıştınız...
Siz öldüğünüzde kaç kişi hatırlayacak sizi ? Üzülmeyin düşündüğünüz kadar az olmayacak; Hrant’ı ve Hrant’ları unutmayacağımız gibi sizleri de unutmayacağız eminolun. Unutmayın ki o onbin’ler yanlızca ölümlerde gelmezler bir araya...
Bayraklarınızı işte şimdi biraz daha büyük hazırlatın ve asın yurdumun en güzel yerlerine çünkü pisliklerinizi örtmeye her seferinde biraz daha büyüğü lazım olacak fakat inanın yeterli olmayacak....
Mahkemeleriniz geçen bir yılda olduğu gibi yine tiyatroya dönecek, o silahın ardındaki asıl elleri bul(a)mayacak yüce adalet sistemi. Hatta başka kimsenin olmadığına inandırmaya çalışacaklar; Hani ? Şahit yok ! Diyecekler. Fakat vicdan mahkemesi şahit istemez.....
Yine, daha güçlü söylenecek yurdumda dünya halklarının şarkıları acıklı bir duduk eşliğinde. Anılacak yurdumda dünyanın yiğit evlatları.... Hrant’lar.....
